Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

BROKER

Google
Ağustos 2007 tarihli yazilar Ağustos 2007 tarihli diger ogeler resimler, videolar

Borsa 17.00'de kapanacak

ekonomi_piyasalar_b İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (İMKB) Yönetim Kurulu'nun aldığı karar doğrultusunda hisse senetleri piyasası seans saatleri yeniden düzenledi. Buna göre, borsa 7 Eylül'den itibaren saat 17.00'de kapanacak.


Yeni düzenleme uyarınca birinci seans başlangıcındaki açılış seansının toplam 30 dakikalık süresi 15 dakikaya indirilirken, bu süre birinci seansın sürekli müzayede bölümüne eklendi.


Ayrıca ikinci seansın 16.30 olan bitiş saati, seans süresi yarım saat uzatılmak suretiyle 17.00 olarak belirlendi.


Bu uygulama ile açılış seansının toplam süresi 15 dakika kısalırken, sürekli müzayede seanslarının süresi birinci seans 15 dakika, ikinci seans 30 dakika olmak üzere toplam 45 dakika uzamış oldu.


Yeni düzenleme 7 Eylül 2007 Cuma gününden itibaren yürürlüğe girecek.

Uzmanlardan piyasa yorumları

dolardollar ABD'deki mortgage krizinin büyümesiyle dünya borsalarında yaşanan düşüşü uzmanlar yorumladı.


A Yatırım:
A Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Murat Salar, piyasalardaki son duruma ilişkin olarak tedirginliğin son derece arttığına işaret etti.


Salar, "Asıl unsur, piyasa şu an hasarın ne kadar olduğuna vakıf değil. Rakam bilinse bu kadar tedirgin olunmaz" yorumunu yaptı.


Yurtdışı piyasaların çok kısa vadede düzelmeyeceğinin kesin olduğunu dile getiren Salar, FED tarafından alınacak kararın bu süreçte önem taşıdığını, buradan yeni bir açılım beklendiğini anlattı.


Global piyasalardaki gelişmelerin içeride de etkilerinin görüldüğünü belirten Salar, Cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle ilgili beklentilerin sonuçsuz kalmasının da piyasalar tarafından fiyatlandığını kaydetti.


Bu sürecin çok iyi yönetilmesi gerektiğini dile getiren Salar, şöyle konuştu:


"Piyasaya iyi mesajların verilmesi lazım. Yeni hükümete bu konuda çok ciddi görevler düşüyor. Mali disiplinin devam edeceği, yapısal reformların süreceğine dair mesajlara ihtiyaç var. Dışarıdaki kan kaybı nerede ve nasıl durur bunu tahmin etmek çok zor. Çok hassas bir süreçten geçiyoruz. Sürecin çok iyi yönetilmesi lazım. Bu durumun daha önceki dalgalardan farklı bir boyutu var, riskin büyüklüğüne vakıf olunamaması en büyük problem. Yarın bir gün hiç beklenmeyen bir yerden büyük bir fonun kapanması ile ilgili haberler gelebilir. O yüzden içeride yeni bir risk eklenmemesi gerekiyor. Artık hataları kamufle edebilecek likidite yok."


Fortisbank:
Fortisbank Başekonomisti Haluk Bürümcekçi, piyasalardaki gelişmelere ilişkin olarak, "Finansal göstergelerde olumsuzluk olabilir ama buna kriz demek için ekonomilerin resesyona doğru geçmeleri gerekir. Şu anda sadece bir finansal dalgalanma olarak bakmak lazım" dedi.


Bürümcekçi, piyasalarda yaşanan gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada, temmuz ayının ikinci yarısından itibaren gelişmiş ülkelerde yaşanan gelişmelerin, gelişmekte olan piyasalara yansımalarının bu haftaya kadar sınırlı olduğunu hatırlattı.


Daha önceki satış döneminde, gelişmekte olan piyasalar zarar görmediğiiçin, bu pozisyon değişiminin buralara ulaştığında daha büyük bir yüklenmeyi getirdiğini belirten Bürümcekçi, "Oyuncular tarafından bakarsak, daha önce çok fazla bir değer kaybı olmadığı için, daha fazla yüklenebiliyorlar" dedi.


İş Yatırım:
İş Yatırım Yurtiçi Piyasalar Müdürü Yiğit Arıkök de dışarıdaki durumun netleşmemesi nedeniyle yurtiçi piyasalarda da belirsizlikler bulunduğunu söyledi.


Bugüne kadar Türkiye'nin yurtdışındaki genel olumlu havadan etkilendiğini anımsatan Arıkök, "Türkiye dışarıdaki havanın iyiyansımasını gördüyse, kötü yansımasını da görecektir" yorumunu yaptı.


Garanti:
Garanti Döviz Masası Sorumlusu Hakan Kuyumcuoğlu, piyasalardaki gelişmelerle ilgili, "Büyük yabancı bankaların Türk bankalarına gelip döviz depo aldıklarını duyuyoruz. Bu tarihte duyulmamış bir şey" dedi.


Kuyumcuoğlu, 2001 krizinde olan bankalararası piyasadaki likidite çekilmesini şu anda yabancı bankaların yaşadığını ifade ederek, yabancı bankaların, bunu kendi aralarında yaşadıkları için buldukları her türlü likiditeyi taraflarına çekmek istediklerini söyledi.


Anadolu Grubu:
Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan da, 3-4 yıldır piyasaların çok iyi gittiğini ve herkesin bundan nemalandığını belirterek, "Neticede balon şişti, şimdi bu balonun havası alınıyor" dedi.


Özilhan, "Bir miktar çıkışlar olacak ve piyasalar bir müddet daha bozulmaya devam edecek. Belirli bir noktaya geldikten sonra tekrar düzelmeye, toparlanmaya başlar. Yani piyasalar bir müddet daha böyle volatil olmaya devam edecek. Bir müddet sonra tekrar dış konjonktür de kendini toparlar. Onun da etkisi Türkiye'ye pozitif olarak yansır. Tekrar yeni bir noktada bir denge olur" diye konuştu.


MÜSİAD:
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Ömer Bolat, şu anda Türkiye'de dövize yatırım yapanlar ve ihracatçılar açısından bir düzeltme ve kar fırsatı olduğunu bildirdi.


Bolat, "Avrupa ve ABD'deki bu dengesizlik kapanıncaya kadar bu türbülans devam edebilir. İçeride herhangi bir paniğe gerek yok. Türkiye'nin ekonomik göstergeleri bir kriz ya da panik ortamını gerektirecek durumda değil" dedi.


Sermaye Piyasası Kurulu:
Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Doç. Dr. Turan Erol, Türkiye piyasasının cazibesini korumaya devam ettiğini, üç temel kurala uyulmaya devam edildiği müddetçe Türk piyasalarının bu dalgalanmalardan rahatlıkla korunabileceğini kaydetti.


ABD'de tutsat kredilerinde gözlenen sorunların geliri olmayan kişilere kullandırılan kredilerden kaynaklandığına işaret eden Erol, Türkiye'de benzer sorunların ortaya çıkma ihtimalinin bulunmadığını, Türkiye'de subprime mortgage kredisi uygulamasının olmadığını kaydetti.


Morgan Stanley:

Uluslararası yatırım bankası Morgan Stanley, küresel bir likidite krizinin Türkiye'yi de etkileyeceğini belirtirken, güçlü ekonomik temeller ve güçlü döviz rezervinin, Türkiye'yi ekonomik şoklara karşı koruyacağı tespitinde bulundu.


Morgan Stanley tarafından hazırlanan analizde, küresel piyasalarda, likidite hareketlerine bağlı çalkantıların, Türkiye gibi yükselen piyasaları olumsuz etkilediği belirtilirken, bu sermaye hareketlerinin,Türkiye'nin para politikasını da etkileyeceği kaydedildi.


Analizde, Türkiye'deki yabancı varlığının ağırlığına dikkat çekilirken, menkul kıymetler piyasasındaki yabancı varlığının yüzde 70 düzeyinde olduğu, 45 milyar YTL'lik iç borçlanma enstrümanının da yabancı yatırımcıların elinde olduğu ifade edildi.
 

Türkiye İhracatçılar Meclisi:
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) BaşkanıOğuz Satıcı da konuya ilşkin olarak, "Panik yapmadansüreci yönetmeliyiz" dedi.


Avrupa ve Amerika'da ortaya çıkabilecek bir durgunluğun ihracatı negatif yönde etkileyeceğini söyleyen Satıcı, "Büyük ihtimalle FED ve ECB faiz politikalarını son baharda tekrar gözden geçireceklerdir. İşte tam bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası 'Batı ne yapıyorsa ben de aynı şeyi yapayım' psikozundankurtulup proaktif davranmalıdır. Bugün dış piyasalardaki gelişmeler gösteriyor ki Batı dünyası her zaman doğru şeyi yapmıyor" dedi.
 

İstanbul Ticaret Odası:
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş da şu anda Türkiye'deki durumun, uluslararası çalkantı sebebiyle dış piyasada zarara uğrayan uluslararası oyuncuların uğradıkları zararı Türkiye'deki karlı pozisyonları ile dengelemek istemelerinden kaynaklandığını ifade etti.


Yalçıntaş, "Buradakien büyük tehlike, eğer piyasalar bu merkez bankalarının adımlarını yeterli görmezler ve bu dalgalanma eğer uluslararası bankalara dayansırsa o zaman gelecek olan ikinci dalgada döviz kurunun daha da yükseleceğini bilmek gerekir. Bu önümüzdeki bir hafta içinde belli olur" diye konuştu.

 

CNN TÜRK

Uluslararası borsalar değer kaybetti

asyaborsaeABD'de yüksek riskli mortgage sektöründeki sorunların, derin bir ''kredi daralması'' sorununa yol açabileceği ve bunun da dünya piyasalarına yayılabileceği kaygısı dünya borsalarında düşüşe neden oldu.


New York Menkul Kıymetler Borsası, dün düşüş içindeyken, ABD Merkez Bankası'nın faiz oranlarını indirebileceği beklentisinin güçlenmesiyle, son dakika alımlarının ardından yükselişle kapandı.


Asya borsalarında ise başta Tokyo Menkul Kıymetler Borsası olmak üzere  düşüşler yaşandı.


Tokyo, son bir yılın en yüksek kaybını yaşarken, ABD Doları da, Japon  Yeni karşısında, son 14 ayın en düşük değerine geriledi.


Uzmanlar, Japon  Yeni'ndeki değerlenmeyi, "küresel riskten kaçınma" olarak  değerlendiriyor.


Latin Amerika


Cri işlemler fazlası ve düşük dış borçlanma gereği gibi özellikleriyle, diğer yükselen piyasalardan farklı bir seyir izleyen Brezilya da, son küresel mortgage krizinden kurtulamadı.


Brezilya'nın para birimi real değer kaybederken, ülkenin ekonomik  barometresi olan Bovespa endeksi de yüzde 8,2 oranında değer kaybetti.


Latin Amerika'nın diğer büyük ekonomisi Arjantin'de de borsa yüzde 6 oranında geriledi.


Afrika'nın en büyük borsası Güney Afrika borsası da yüzde 1'den fazla değer kaybetti. Küresel mortgage krizi çerçevesinde, Londra, Paris ve Frankfurt borsaları da değer kaybeden borsalar içinde yer aldı.

 

CNN TÜRK

İMKB tarihindeki büyük düşüşler...

ekonomi_piyasalar_b İstanbul Menkul Kıymet Borsası (İMKB), tarihinin en büyük düşüşünü 21 Şubat 2001'de yaşamıştı. Borsa o tarihte günlük bazda 18,11 oranında değer kaybetmişti.
     

İMKB verilerinden derlenen bilgiye göre, 11 Kasım 1998'de iş adamı Korkmaz Yiğit'in, dönemin Başbakanı Mesut Yılmaz, Devlet Bakanı Güneş Taner ve işadamı Kamuran Çörtük hakkında ağır ithamlar içeren kasetlerinin televizyonda yayınlanmasının ardından, endeksin günlük kaybı yüzde 14,92'ye ulaşmıştı.


Borsa, 11 Eylül 2001 tarihinde ABD'de yaşanan terörist saldırılardan sonra 1 gün kapalı kalmış, açıldığı 13 Eylül 2001 tarihinde de, yüzde 8,93 değer yitirmişti.
     

14 Eylül'deki yüzde 6,24 düşüşle birlikte 11 Eylül'ün piyasaya 2 günlük etkisi, yüzde 14,61 olarak gerçekleşmişti.
     

Borsa 20 Kasım 2003 tarihinde de, İstanbul'da yaşanan terör saldırılarının ardından hızla gerilemiş, 1. seansın sonlarına doğru işleme kapatılan İMKB'de kayıp 1,162.67 puan ve yüzde 7,37 düzeyinde gerçekleşmişti.
     

3 Mart 2003 tarihinde ise Türkiye'de yabancı asker bulundurma ve yurt dışına asker gönderme konusunda hükümete yetki veren tezkerenin TBMM'de kabul edilmemesinin ardından İMKB Ulusal 100 Endeksi'nin günlük bazdaki kaybı ise 1,445.56 puan ve yüzde 12,49 olarak belirlenmişti.
     

19 Şubat 2001 tarihinde de dönemin Başbakanı Bülent Ecevit'in Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı'nı terk etmesinin ardından yaptığı açıklama Borsa'da deprem etkisi yaratarak, hisse senetlerinin yüzde 14,62 kayba uğramasına neden olmuştu.
     

Borsa, dalgalı kura geçiş kararından bir gün önce 21 Şubat 2001'de yüzde 18,11 ile tarihinin en büyük düşüşünü yaşamıştı.
    

Ayrıca, koalisyon hükümeti içindeki politik gelişmeler ve bankacılık operasyonunun yaşandığı 6-11 Temmuz 2001 tarihleri arasında İMKB Ulusal 100 Endeksi, toplam yüzde 21,88 kayıp yaşamıştı.
     
    
2007 BÜYÜK DÜŞÜŞLERİ
     

İMKB'de bu yıl yaşanan en büyük düşüş ise 27 Şubat 2007'deki yüzde 4,49'luk gerilemeyle oldu.
     

ABD borsalarında devam eden kar realizasyonu ve Uzak Doğu borsalarında yaşanan sert düşüşlerin, Avrupa ve gelişmekte olan ülke piyasalarına da yansımasıyla birlikte, yurt dışı genelindeki görünümün tamamen negatife dönmesi, İMKB'de de ciddi bir kaybı beraberinde getirdi ve endeks günü yüzde 4,49'luk bir kayıpla kapattı.
     

Bu yıl içinde endeks 1 Mart tarihinde yüzde 4,45, 26 Temmuz'da yüzde 4,23 ve 30 Nisan'da yüzde 4,01'lik kayıp yaşadı.
     

İMKB 100 Endeksi bugün saat 15.35 itibarıyla yüzde 7'lik kayıpla 44,300.00 puan seviyelerinde bulunuyor.

 

Milliyet

Dikkat!!! Balon sönüyor

bovespayabanci2 Dünya genelinde fiyatların çok fazla şiştiğini savunan Dubai’nin en büyük yatırım fonu, yatırım bankası Shuaa Asset Management’ın Türkiye Direktörü Afa Boran, bu balonun sönmek üzere olduğunu söyledi. Boran'a göre hükümet çok ciddi bir 6-12 aylık program hazırlamalı.


Kenan Şanlı / REFERANS GAZETESİ


Başta ABD olmak üzere global piyasalarda son yıllarda ekonomik temellerle açıklanamayacak fiyatlamalar yaşandı. Bu durumun sonsuza kadar sürmeyece bilinse de kimse bu rüyanın bitmesini istemiyor. Bu nedenle riske işaret eden bir çok veri şu ya da bu şekilde iyimser tarafından tutularak yorumlanıyor. Ancak önceki hafta birkaç fonun batmasıyla iyimserlik yerini tedirginliğe bıraktı. Birçok ekonomist, yatırım uzmanı global piyasaların ciddi bir düzeltme ile karşı karşıya olduğunu ileri sürdü. Bu kanaati taşıyan uzmanlardan  birisi de Afa Boran. Credit Suisse, NatWest gibi uluslararası finansal kuruluşlarda 15 yılı aşkın bir süredir yatırım uzmanı olarak çalışan, birçok kez “Yılın yatırım uzmanı” seçilen ve bugün Dubai’nin en büyük yatırım fonu, yatırım bankası olan Shuaa Asset Management’ın Türkiye Direktörü Afa Boran, başta ABD olmak üzere global piyasalarda oluşan “balonun söneceği” kanaatinde.


Düzeltme mevsimsel değil


Son yıllarda satın almalarda ödenen fiyatların kâr-büyüme potansiyeli gibi ekonomik göstergelerle açıklanamayacağını vurgulayan Boran, “Verilen fiyatları temel değerlerle açıklamak mümkün değil. Çok ileride hızlı büyüme ve olumlu senaryolar fiyatlanıyor. Bir anlamıyla gelecekteki beklentiler abartılarak fiyatlarda bir balon ortaya çıktı” dedi. Başta ABD olmak üzere global piyasalarda son 3-4 yılda fiyatlarda yaşanan yükselişin bir düzeltme ile karşı karşıya olduğunu belirten Boran, düzeltme harekâtının başladığını ileri sürdü. Yaşanacak düzeltmenin mevsimsel olmayacağını belirten Boran’a göre, son 3-4 yılda fiyatlarda yaşanan artış geri verilecek. 


Son 10 yılda yönettiği portföylerde sadece 2 ayda negatif getiri yaşadığını, onları da hemen ertesi ayda düzelttiğini ve dolar bazında yıllık ortalama yüzde 25’in üzerinde bir getiri sağladığının altını çizen Boran, dünya piyasalarında risk iştahının azalmasıyla Türkiye’deki abartılı fiyatların da kaybolacağını, gerçekçi fiyatlara dönüleceğini ileri sürdü. “Türkiye’de kur ve enflasyonda ciddi bir düzeltme yaşayacak. Dolayısıyla önümüzdeki 1-2 yılda temkinli olmak lazım” diyen Boran, balon inmeden pozisyon açmanın sağlıklı olmayacağı kanaatinde.


Borç oranı yüzde 90’a çıktı


Eskiden yüzde 60 sermaye-yüzde 40 oranında borç kullanılarak yapılan satın almaların, bugün yüzde 90 kredi ile gerçekleştiğine dikkat çeken Boran, “Finans kolay bulunduğu için aşırı fiyatlar verilerek satın almalar gerçekleştirildi. Öyle ki ABD’de nasıl olsa varlık fiyatları artıyor düşüncesiyle aylık ödemelerin yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın çok fazla kredi verildi” diye konuştu. Faizlerin yükselmesi sonrasında varlık fiyatlarındaki düşüşün kredi piyasasında sıkıntıları da beraberinde getirdiğine dikkat çeken Boran, “ABD’deki varlık fiyatları yüzde 50 düşmeyecek, ancak yüzde 90 kredi ile alınan bir varlığın fiyatında yüzde 10’luk düşüş o şirketin batmasına neden olabiliyor” dedi. Diğer yandan hedge fonların dünyanın her yerinde 1 dolar kaynakla 7-10 dolarlık pozisyon aldığını hatırlatan Boran, “Örneğin Türkiye’de 1 dolar kaynak koyup 6 dolar borç alarak 7 dolarlık pozisyon alan fonlar var. Dolar bazında Türkiye’deki getiri yüzde 15 olduğunda, yaklaşık yüzde 90’a yakın para kazanıyorlar. Ancak yüzde 15’lik bir harekette de batıyorlar” dedi.


Kur kontrolden çıkabilir


Boran, kurların düşmesiyle enflasyonun düştüğünü bu nedenle mal ithalatının yanı sıra Türkiye’nin düşük enflasyonu da yurtdışından ithal ettiğini söyledi. Türkiye yüksek faiz vererek dünyadaki parayı kolaylıkla çekebildiğine dikkat çeken Boran, bugün uygulanan ekonomik modelin bir geçiş dönemi modeli olduğunu, ancak Türkiye’nin bunu 3-4 yıldır uyguladığını söyledi. Boran, “Merkez Bankası’na enflasyon hedefi vermek, kur hedefi vermek demektir. Bu da geçiş döneminde uygulanabilir bir model. Ancak biz geçiş dönemi uygulanacak bir programın süresini çok uzun tuttuk ve YTL çok değerlendi” diye konuştu. Bu durumun Türkiye ekonomisini borç yükü ve rekabet anlamında çok olumsuz etkilediğini ileri süren Boran, “Fakir bir ülke olarak çok yüksek borç faizi ödüyoruz. Bunun yanında çok hızlı büyümek zorunda olan bir ülkeyiz, yüksek faiz, düşük kur politikası rekabetçiliğimizi olumsuz etkiliyor. Özellikle katma değer artışında çok geride kaldık. Bunun yanında Türkiye benzer ülkelerin de çok gerisinde kaldı. Türkiye bu dönemde bir adım yukarı çıkarken ancak örneğin Polonya 5-10 adım attı” açıklamasında bulundu. 


Merkez Bankası’na sadece fiyat istikrarı sağlama görevinin verilmesini eleştiren Boran, fiyat istikrarının ABD Merkez Bankası’nın 3. görevi olduğunu  hatırlattı. Boran, “ABD Merkez Bankası’nın birinci görevi istihdam ve sürdürülebilir büyüme, ikincisi makul faiz, üçüncüsü fiyat istikrarıdır. Türkiye gibi bir ülkede Merkez Bankası’na sadece fiyatları kontrol etme görevinin verilmesi doğru değil. Merkez Bankası’nın bu rolü ekonominin rekabetçiliğini olumsuz etkiledi, bizi zor duruma soktu. Dünyada bir balon var. Bu balon sönerse bizim kur ve enflasyonumuz kontrolden çıkabilir” diye konuştu.


Tefeciden borçlanan tüccar


Türkiye’nin hala hatırı sayılır büyüklükte kamu borcunun olduğuna dikkat çeken Boran, iç borcun ortalama vadesinin ise 8.5 ay olduğunu söyledi. Boran, “Bu çok kısa bir borç yapısı. Olası bir global sarsıntıda, para çekilmesinde, bizdeki kurlar artar, enflasyon yükselirse faizler de artmak zorunda. Bu da doğrudan bütçeyi olumsuz etkileyecek. Dolayısıyla sadece cari açık değil, borçların vadesinin çok kısa olması da önemli bir risk” dedi. Acilen borç yönetiminin daha iyi yapılır bir hale getirilmesi gerektiğini belirten Boran, “Dünyada paranın bu kadar bol olduğu bir dönemde ortalama 8.5 ay vadeyle borçlanma olamaz. Bu komik kalıyor. Tefeciden borçlanan çok zor durumdaki bir tüccar görünümündeyiz. Bu durumdan bir an önce çıkmamız lazım” dedi. Boran, buradan çıkmanın yolunun ise farklı borçlanma ürünlerini kullanmaktan geçtiğini ifade etti.


Bulgaristan’da üretim cazip hale geldi


YTL’nin aşırı değerlenmesiyle birçok sektörün rekabetçiliğini kaybettiğini belirten Boran, “Çin, Hindistan ile rekabet etmemiz çok zordu ama bugün Bulgaristan şimdi bizi birçok konuda geride bıraktı. Birçok Türk firması oraya gidiyor” dedi. YTL’deki değerlenmenin yanı sıra son 4 yılda gelirden alınan vergi azalırken, KDV ve ÖTV’nin payının arttığına dikkat çeken Boran,  SSK primlerinin de yüksekliği dikkate alındığında Türkiye yerine Bulgaristan’da üretimin daha cazip hale geldiğinin altını çizdi. Boran, “Vergi ve sosyal güvenlik reformunu yapamadık, bunları yapsaydık belki paramızdaki değerlenmenin olumsuz etkisi bir miktar giderilebilirdi” diye konuştu. Bu anlayışın devam etmesi durumunda Türkiye’nin kendi başına bir şey yapamayacağını belirten Boran’a göre, global piyasalar nereye giderse Türkiye de oraya gidecek. Yani global piyasalar kötüye giderse kur, enflasyon ve faiz de kötüye gidecek, global piyasalarda balon şişmeye devam ederse Türkiye’deki rehavet dönemi de devam edecek. Ancak bu rehavet döneminin devam etmeyeceği kanaatinde olan Boran, hükümetin çok ciddi bir 6-12 aylık programla öncelikle vergi sorununu halletmesi gerektiğini söyledi. Boran, bu reformun yapılmasının Türkiye’nin riskini azaltacağını ileri sürdü. Boran, Türkiye’nin bütçeyi, sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını gözeten bir ekonomik program uygulaması gerektiğinin altını çizdi.


 

Borsada 1.2 milyar dolar bu şirketlerde uçtu

ekonomi_piyasalar_bİstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nda (İMKB) bugüne kadar, işlem gören 44 şirketin tahtası kapatılırken, yatırımcıların bu şirketler nedeniyle uğradığı zararın değeri yaklaşık 1 milyar 166 milyon 288 bin 370 dolar olarak hesaplandı.


500 BİN YATIRIMCININ PARASI:


Borsa Yatırımcıları Derneği (BORYAD) tarafından hazırlanan BORYAD Dergisi’nde yer alan verilere göre, bugüne kadar İMKB’de işlem gören 44 şirketin tahtası iflaslar nedeniyle işleme kapatıldı. Tahtası kapanan şirketlere yatırım yapanların tam sayısı bilinmemekle birlikte 500 bin civarında olduğu tahmin edildi. Yatırımcıların bu şirketler nedeniyle uğradığı zarar ise yaklaşık 1 milyar 166 milyon 288 bin 370 dolar olarak belirlendi.


YERLİ YATIRIMCI UZAKLAŞIYOR:


Medya Holding, Sabah Yayıncılık, Çukurova-Kepez ve Aktaş Elektrik, Demirbank’ın yatırımcılarına büyük kayıplar yaşattığı vurgulanan değerlendirmede, "Batan her şirketin sermaye piyasasına adım atmayı planlayan yatırımcıların önüne yeni bir set çekiyor" denildi.


1.2 milyar dolar bu şirketlerde uçtu

Medya Holding

Sabah Yayıncılık

Sabah Pazarlama

Demirbank

Çukurova Elektrik

Aktaş Elektrik

Nergis Holding

Yaşarbank

Kepez Elektrik

Esbank

Köytaş Tekstil

Söksa

İhlas Finans

EGS Egeser Giyim

EGS Holding

EGS Leasing

Apeks Dış Ticaret

Sevgi Hastanesi

İntermedya Yay.

Emsan Paslanmaz

Emsan Beşyıldız

Gümüşsuyu Halı

Mudurnu Tavukçuluk

Yaşarbank

İktisat Finans

Emek Sigorta

Polylen Sentetik İplik

Sifaş Sentetik İplik

Facto Finans

Alfa Menkul Değerler

Raks Elek. Ev Aletleri

Raks Elektronik

Koniteks Tekstil

Lio Yağ

Sun Elektronik

Mensucat Santral

Tam Sigorta

Tunca Tekstil

Toprak Kağıt

Simtel Ticaret

Rabak

Santral Holding

Asil Çelik

Ünal Tarım

Hürriyet